Yazmadım..
Salı Gecesi Notları
Aslında çok önceden başlamıştı benim için salı geceleri..
12 Ocak 2011 Çarşamba
17 Aralık 2010 Cuma
Kerbela Savaşı
Her ne kadar Müslüman olduğumu söylesem de Müslümanlık ve tarihi hakkında o kadar yetersizim ki.. Dün bunu yeniden farkettim çünkü hicri takvim İslam Dünyası için önemli bir gün olan 10 Muharremi gösteriyordu..
Muaviye, Hz.Muhammed'e epey zorluk çıkaran, daha sonraları kurnazca Müslümanlığı kabul edip Suriye taraflarında siyasi güç oluşturup İslam Dünyası'nda hüküm sürmek için uygun zamanı kollayan Ebu Süfyanın oğluydu. Muaviye de Ali, oğulları Hasan ve Hüseyin'in her zaman karşısında oldu. Ali'yi öldürtüp kendini halife ilan etti. Ölümünden hemen önce de halifelik için Hasan'a söz vermesine rağmen oğlu Yezid'e biat edilmesini istedi. Hilafetin saltanata dönüşmesi aynı zamanda Hz. Muhammed'in istemediği birşeydi çünkü cahiliye devri Arap dünyasının bir geleneğiydi. Bu durum karşısında Hüseyin, öldürüleceğini bile bile 72 kişilik ordusuyla 4500 kişilik Yezid ordusuna yenildi. Beraberindeki 72 kişi ile şehid edildi.
10 Muharrem aynı zamanda aşure günü olarak kutlanmaktadır. Çünkü aşure günü sadece bu hazin olaya değil, birçok güzel hadiseye de tanıklık etmiştir. Hz.Adem'in tövbesi bu günde kabul olmuş, Hz. Nuh bu günde tufandan kurtulmuş, Hz. Yunus balığın karnından bu gün çıkmıştır. Ve daha nicesi..
Bu arada dedim ya 10 Muharrem dolayısıyla, tabiri caizse gazıyla yazdım bunları. İki günlük Wiki bilgim dışında pek bi bilgim olduğunu da iddia edemem. Yazdıklarımla da hiçbişi iddia etmiyorum, bir şey dışında!
Bilmiyoruz! Öğrenmek bile istemiyoruz, kendimden biliyorum!
Ya da şöyle desem daha iyi olacak sanırım:
Kendimizi Müslüman olarak ifade ediyorsak eğer, bilmeliyiz gereklerini, bilmiyorsak öğrenmeliyiz, çaba göstermeliyiz. Aksi takdirde söylediğimizin arkasında durmamış olur, lafta Müslüman kalırız sadece..
kaynak: "wiki" sörfünde karşıma çıkan yazılar. hepsini de okuduğumu sanmayın.
Muaviye, Hz.Muhammed'e epey zorluk çıkaran, daha sonraları kurnazca Müslümanlığı kabul edip Suriye taraflarında siyasi güç oluşturup İslam Dünyası'nda hüküm sürmek için uygun zamanı kollayan Ebu Süfyanın oğluydu. Muaviye de Ali, oğulları Hasan ve Hüseyin'in her zaman karşısında oldu. Ali'yi öldürtüp kendini halife ilan etti. Ölümünden hemen önce de halifelik için Hasan'a söz vermesine rağmen oğlu Yezid'e biat edilmesini istedi. Hilafetin saltanata dönüşmesi aynı zamanda Hz. Muhammed'in istemediği birşeydi çünkü cahiliye devri Arap dünyasının bir geleneğiydi. Bu durum karşısında Hüseyin, öldürüleceğini bile bile 72 kişilik ordusuyla 4500 kişilik Yezid ordusuna yenildi. Beraberindeki 72 kişi ile şehid edildi.
10 Muharrem aynı zamanda aşure günü olarak kutlanmaktadır. Çünkü aşure günü sadece bu hazin olaya değil, birçok güzel hadiseye de tanıklık etmiştir. Hz.Adem'in tövbesi bu günde kabul olmuş, Hz. Nuh bu günde tufandan kurtulmuş, Hz. Yunus balığın karnından bu gün çıkmıştır. Ve daha nicesi..
Bu arada dedim ya 10 Muharrem dolayısıyla, tabiri caizse gazıyla yazdım bunları. İki günlük Wiki bilgim dışında pek bi bilgim olduğunu da iddia edemem. Yazdıklarımla da hiçbişi iddia etmiyorum, bir şey dışında!
Bilmiyoruz! Öğrenmek bile istemiyoruz, kendimden biliyorum!
Ya da şöyle desem daha iyi olacak sanırım:
Kendimizi Müslüman olarak ifade ediyorsak eğer, bilmeliyiz gereklerini, bilmiyorsak öğrenmeliyiz, çaba göstermeliyiz. Aksi takdirde söylediğimizin arkasında durmamış olur, lafta Müslüman kalırız sadece..
kaynak: "wiki" sörfünde karşıma çıkan yazılar. hepsini de okuduğumu sanmayın.
15 Aralık 2010 Çarşamba
"Hizmet Şartları"
Merhaba defterim,
Bu ilk yazım. Birkaç zamandır Turuncu Adam'a özenip bi blogum olsun istiyordum. Bir yandan ilk yazımın ne olacağını düşünürken bir yandan da blogger'da kayıt oluyordum. Sonra "Blogger Hizmet Şartlarını"nın yanındaki kutucuğu "tik"ledim. İçime sinmedi. Bir de Hizmet Şartlarını "tık"ladım. Karşıma çıkan tablo vahimdi. Tabii ben de yazacak ilk konumu bulmuştum..
İki saniyelik "tik"leme ile neleri kabul ettim, onbeş dakika sabır ettim, öğrendim. Kişisel bilgiler dahil tüm bilgiler artık Google'ın malı olacaktı. Ama Google bunları hiçbir zaman denetlemicek, yazarına, yani bana güvenecekti. Kendi malı, yani yazılarım ile ilgili herhangi bir problemde sorumlu tutulmayacaktı. Malını dilediği zaman yayından kaldıracak ama gerekçe de göstermeyecekti. Kendi yazdığım yazılarım artık benim olmayacağından ben dahil hiç kimse bunları ticari malzeme olarak kullanmayacaktı..
Özellikle gizlilik ile ilgili madde kafamı çok kurcaladı. Meğer "gizlilik" ile "izlenebilirlik" kastediyormuş.
Bilgi çağında bize ücretsiz hizmet vermek için yarışan şirketleri şimdi daha iyi anlıyorum. Google'a selam eder, hala MSN'den aşk yapanların gözlerinden öperim.
Kaynak: Blogger: Hizmet Şartları, http://www.blogger.com/terms.g
Bu ilk yazım. Birkaç zamandır Turuncu Adam'a özenip bi blogum olsun istiyordum. Bir yandan ilk yazımın ne olacağını düşünürken bir yandan da blogger'da kayıt oluyordum. Sonra "Blogger Hizmet Şartlarını"nın yanındaki kutucuğu "tik"ledim. İçime sinmedi. Bir de Hizmet Şartlarını "tık"ladım. Karşıma çıkan tablo vahimdi. Tabii ben de yazacak ilk konumu bulmuştum..
İki saniyelik "tik"leme ile neleri kabul ettim, onbeş dakika sabır ettim, öğrendim. Kişisel bilgiler dahil tüm bilgiler artık Google'ın malı olacaktı. Ama Google bunları hiçbir zaman denetlemicek, yazarına, yani bana güvenecekti. Kendi malı, yani yazılarım ile ilgili herhangi bir problemde sorumlu tutulmayacaktı. Malını dilediği zaman yayından kaldıracak ama gerekçe de göstermeyecekti. Kendi yazdığım yazılarım artık benim olmayacağından ben dahil hiç kimse bunları ticari malzeme olarak kullanmayacaktı..
Özellikle gizlilik ile ilgili madde kafamı çok kurcaladı. Meğer "gizlilik" ile "izlenebilirlik" kastediyormuş.
Bilgi çağında bize ücretsiz hizmet vermek için yarışan şirketleri şimdi daha iyi anlıyorum. Google'a selam eder, hala MSN'den aşk yapanların gözlerinden öperim.
Kaynak: Blogger: Hizmet Şartları, http://www.blogger.com/terms.g
Kaydol:
Yorumlar (Atom)